Sertaç Yıldırım saha notları

Ana sayfa → Ekip Yönetimi

Tükenmişlik ve Yük: Kahraman Değil, Sürdürülebilir Hız

Her ekipte bir tane vardır: gece 2’de bağlanır, kimsenin çözemediğini çözer, sprint’i son gün kurtarır. Herkes onu sever, herkes ona teşekkür eder. Sonra bir gün istifa eder ve ekip üç ay boyunca ne olduğunu anlamaz.

Özet
  • Kahraman bir başarı değil, bir belirti. Kurtarılması gereken bir şey olması sorunun kendisi.
  • Yük ölçülmeden yönetilmiyor. Nöbet alarmı, kesinti sayısı ve gece saatleri sayılabilir şeyler.
  • Tükenmişlik performans düşmeden önce davranışta görünür. Sessizleşme en erken sinyal.
  • Telafi “dinlen biraz” değildir. Takvimde yeri olmayan telafi, telafi değildir.

Sahadan: alarmların %60’ı bir kişide

Nöbet sıramız kâğıt üstünde adildi: beş kişi, haftalık dönüşüm. Yine de bir kişi sürekli yorgundu. “Sıra herkeste eşit” diye düşünüp geçiyorduk.

Üç aylık alarm kayıtlarını çıkardığımızda tablo şuydu: gece uyandıran alarmların %60’ı o kişinin nöbet haftalarına denk gelmiyordu — nöbetçi kim olursa olsun, zor alarmlarda onu arıyorduk. Sıra listesi adildi, gerçek yük değildi.

İkinci bulgu daha rahatsız ediciydi: alarmların büyük kısmı aynı üç servisten geliyordu ve o servislerin kalıcı düzeltmesi altı aydır backlog’ta bekliyordu. Her gece kurtarma başarıyla sonuçlandığı için düzeltmenin aciliyeti hiç oluşmuyordu.

Kurtarmayı ödüllendirirsen kurtarılacak durum üretmiş olursun. Kahraman kültürü, kalıcı düzeltmenin en büyük düşmanı.

Ne yaptık

Üç değişiklik
  • Gece alarmı ertesi güne yazıldı. Uyandıran her alarm için ertesi gün sprint işi beklenmedi. Bu, yükü ilk kez görünür yaptı.
  • Nöbet çıkışı bir saatlik devir toplantısı oldu. Ne oldu, ne düzeltilmeli. Çıkan maddeler doğrudan sprint’e girdi, backlog’a değil.
  • “Kimi ararız” listesi kaldırıldı. Zor alarmda da nöbetçi çözdü; gerekirse ertesi gün birlikte bakıldı. İlk iki hafta acı, üçüncü aydan sonra ekip iki kat daha bilgili.

Dört ay sonra gece alarmı sayısı yarıdan aza indi. Sebep sihirli bir çözüm değil: düzeltme işleri artık “bir gün yaparız” listesinde değil, sprint’in içindeydi.

Tükenmişlik performanstan önce davranışta görünür

Yöneticiler tükenmişliği genelde çıktı düştüğünde fark ediyor. Oysa çıktı en son düşen şey; insanlar önce kendilerinden kısıyor.

Erken sinyaller
  • Tartışmalara girmemeye başlamak
  • Review yorumlarının tek cümleye inmesi
  • Yeni işe hiç talip olmamak
  • İzin kullanmamak, kullanınca da bağlanmak
  • “Bana fark etmez”in sıklaşması
Geç sinyaller
  • Teslim tarihlerinin kayması
  • Hata oranının artması
  • Toplantılara katılmama
  • İstifa mektubu

Erken sinyallerin hepsinin ortak yanı şu: hiçbiri şikâyet değil. Kimse “yoruldum” demiyor; sadece daha az yer kaplıyor. Bu yüzden bire birlerde sorulacak soru “çok mu yoğunsun” değil: “son iki haftada kaç akşam mesai sonrası bilgisayarı açtın?”

Sayılabilir dört şey

ÖlçüNereden bakılırNe söyler
Gece uyandıran alarmAlarm kayıtlarıGerçek nöbet yükü, sıra listesi değil
Kesintisiz saatTakvimOdak zamanı kalmış mı
Mesai dışı aktiviteCommit ve mesaj saatleriSessiz aşırı çalışma
Kullanılmayan izinİKBiriken yorgunluk

Bu sayıları kişiyi denetlemek için değil, yükü görünür kılmak için topluyorsun — ve bunu ekibe böyle söylemek gerekiyor. Aksi halde ölçmenin kendisi yeni bir baskı kaynağı olur.

Yoğun dönem meselesi

Her ekibin yoğun haftaları olur; sorun bu değil. Sorun, yoğunluğun normale dönmemesi. Sağlıklı bir yoğun dönemin üç şartı var:

  • Bitiş tarihi var ve tarih gerçek. “Bu ay sıkı” deyip üç ay sürerse ekip bir daha sana inanmaz.
  • Sebebi söylenmiş. Neden acele ettiğimizi bilen insan farklı çalışır; bilmeyen sadece yorulur.
  • Telafisi takvimde. “Sonra dinleniriz” telafi değildir; “çıkıştan sonraki hafta sprint yarı kapasite” telafidir.
Yöneticinin görünmez etkisi

Gece 11’de mesaj atan yönetici “acele etme, sabah bak” dese bile ekibe saati öğretir. Zamanlanmış gönderim küçük bir ayardır; kültürel etkisi büyüktür. Kendi izninde bağlanan yönetici de ekibe izin kullanmayı yasaklamış olur — hiç yasaklamadan.

Kontrol listesi

Ayda bir, 15 dakika
  • Son ayda kimin gecesi bölündü, kaç kez?
  • Alarmların çoğu hangi üç servisten geliyor? Düzeltmeleri sprint’te mi, backlog’ta mı?
  • Ekipte bir hafta izne çıksa iş duracak kaç kişi var?
  • Kim üç aydır izin kullanmadı?
  • Mesai dışı mesajları kim yazıyor — ben dahil?
  • Son yoğun dönemin bitiş tarihi tuttu mu? Telafisi takvime girdi mi?
  • Sessizleşen biri var mı? (Sessizlik en kolay gözden kaçan sinyal.)

Sonuç

Sürdürülebilir hız, yavaş çalışmak demek değil. Bir ekibin aynı tempoyu gelecek çeyrekte de tutabilmesi demek. Kahramanla giden ekip hızlı görünür ama hızı bir kişinin dayanma süresiyle sınırlıdır.

En sade ölçü de bu: ekibin en kritik insanı iki hafta izne çıktığında ne oluyor? Cevap “hiçbir şey” ise doğru şeyleri kurmuşsun demektir.