Sertaç Yıldırım saha notları

Ana sayfa → Ekip Yönetimi

Uzaktan Ekip: Kamera Değil, Yazılı Kültür

Perşembe 10:20, bir PR yorumu: “Emir iptalindeki retry’ı Salı kaldırmıştık, haberin yok muydu?” Yoktu. Karar Salı 16:40’ta ofiste, kahve makinesinin önünde üç kişi arasında alınmıştı. Uzaktan çalışan mühendis iki günde 14 saatini, artık var olmayan bir davranışa kod yazmaya harcamıştı.

Özet
  • Uzaktan ekibin sorunu görüntü değil, iz. Kamera açık olsa da karar koridorda alınıyorsa uzaktaki kişi yine dışarıda.
  • Yazılmamış karar alınmamıştır. Kural bu kadar kaba olmalı; “önemli olanları yazarız” hiçbirini yazmamak demek.
  • Karar dokümanı tek sayfa. Bağlam, seçenekler, öneri, kararı kim veriyor, yorum için son tarih. Varsayılan pencere 48 saat.
  • Toplantı istisnadır, bitişi yazıdır. Üç turda kapanmayan konu toplantıya gider; kararı aynı gün dokümana düşer.
  • Cevap beklentisi yazılı olmalı. Hangi kanal kaç saatte cevap bekler, bilinmezse herkes en kötüsünü varsayar: ya anında ya hiç.
  • Bedeli var. Kararlar bizde ortalama 1 günden 2,5 güne uzadı. Karar yüzünden geri alınan PR ise 4Geri alınan iş ise sıfıra yakın indi.rsquo;ten 1Geri alınan iş ise sıfıra yakın indi.rsquo;e indi.

Sahadan: kahve makinesinin önündeki karar

Ekip dokuz kişiydi. Beşi Salı–Perşembe ofiste, dördü tam zamanlı uzaktan: ikisi İzmir’de, biri Ankara’da, biri Berlin’de. O Salı ofistekilerden üçü emir iptal akışındaki bir hatayı konuşuyordu. Aracı kuruma giden iptal isteği zaman aşımına düşünce tekrar deniyorduk; bazen ikinci istek, çoktan gerçekleşmiş bir emri iptal etmeye çalışıyordu. On dakikalık bir sohbetin sonunda karar çıktı: retry kalkıyor, zaman aşımında emir “belirsiz” durumuna geçiyor ve mutabakat işi karar veriyor.

Doğru bir karardı. Sorun şu ki hiçbir yere yazılmadı. Ticket’ta bir yorum yok, kanalda bir mesaj yok. Ankara’daki kıdemli mühendis ertesi sabah aynı akışa bağlı bir özellik üzerinde çalışmaya başladı ve retry’ın orada olduğunu varsayarak kod yazdı. Perşembe PR açtı, ilk yorum yukarıdaki cümleydi.

O PR’ın yarısı çöpe gitti. Ama beni asıl rahatsız eden, ertesi hafta bire birde söylediği cümle oldu: “Bu ilk değil. Kararları PR’da öğreniyorum.” Sonra saydım. Haklıydı.

Kamera açık olabilir. Karar koridorda alınıyorsa uzaktaki kişi yine dışarıda.

Önce yanlış soruyu sordum

İlk tepkim “birbirimizi daha çok görelim” oldu. Tüm toplantılarda kamera açık, ofistekiler de ayrı ayrı bağlansın, kimse odadan tek ekran olarak katılmasın. İki hafta uyguladık. Toplantılar daha eşit hissettirdi, ona itirazım yok.

Ama Salı’daki karar bir toplantıda alınmamıştı. Kamera, olmayan bir toplantıyı eşitleyemezdi. Sorduğum soru “uzaktakiler bizi nasıl daha iyi görür?” idi. Doğru soru “bir kararı, o an orada olmayan biri nereden öğrenir?” olmalıydı. Birincisinin cevabı daha fazla toplantı. İkincisinin cevabı yazı.

Bir çeyreği saydım

Son üç ayın ticket’larına, PR açıklamalarına ve kanal geçmişine bakıp teknik karar sayılabilecek her şeyi listeledim: bir davranışın değişmesi, bir seçeneğin elenmesi, bir işin yapılmaması. 23 karar buldum. Bulamadıklarım da vardı, tabii.

Kararın alındığı yerSayıYazılı izi olanUzaktakilerin öğrenme gecikmesi
Planlı toplantı85~0,5 gün
Ofiste ayaküstü91~4 gün
Özel mesaj / ikili arama63~3 gün
Toplam239~2,5 gün

Gecikmeyi kabaca ölçtüm: kararın alındığı gün ile uzaktaki birinin o karara ilk kez yazıda değindiği gün arasındaki fark. Kesin bir sayı değil. Ama yön netti: karar ne kadar gayriresmî alındıysa, uzaktaki kişi o kadar geç öğreniyordu. Ve öğrenene kadar yanlış varsayımla iş yapıyordu.

Tablonun gösterdiği bir şey daha vardı: özel mesajla alınan kararlarda ofistekiler de geç öğreniyordu. Sorun ofis ile ev arasında değildi. Sorun, kararın kimin önünde alındığıydı.

Yazılı olmayan, dışarıda kalanı cezalandırır

Sözlü kültür kimseye kötülük yapmak için kurulmaz. Hızlı olduğu için kurulur. Ama bedelini hep aynı kişiler öder: o gün izinli olan, yeni başlayan, farklı saat diliminde olan, toplantıda konuşmak yerine yazmayı seven.

Ankara’daki mühendis toplantıların çoğunda sessizdi. Ben bunu yıllarca “katılım düşük” diye okudum. Karar dokümanlarına geçtikten sonraki ilk ay, dokümanlara en çok ve en derin yorumu yapan kişi oydu. Sessiz değilmiş; konuşmanın yapıldığı yer ona göre değilmiş.

Bir de görünmeyen maliyet var. Ofiste olan kişi kararın neden alındığını da duyuyor. Uzaktaki kişi, şanslıysa, yalnızca sonucu öğreniyor. Altı ay sonra o akışta bir değişiklik gerektiğinde kimin fikir yürütebileceği belli: gerekçeyi duymuş olan. Böylece sözlü kültür, kimse istemeden, bir kıdem farkı üretiyor.

Sözlü kültür hızlıdır. Bedelini o gün odada olmayan öder.

Karar dokümanı: tek sayfa, son tarihli

Kural şu: yazılmamış karar alınmamıştır. Kahve makinesinin önünde konuşmak serbest, orada fikir değiştirmek de. Ama bir davranış değişecekse, bir seçenek eleniyorsa ya da bir iş yapılmayacaksa, bu bir dokümana düşene kadar kimse ona göre iş yapmaz. Ofistekiler dahil.

Karar dokumani sablonu
BASLIK   : Emir iptalinde retry kaldiriliyor
SAHIBI   : kararin sorumlusu (tek kisi)
YORUM    : son tarih 48 saat sonrasi, saat dilimiyle birlikte
           (orn. Per 17:00 TRT / 15:00 CET)

BAGLAM     : 3-5 cumle. Ne oldu, neden simdi?
SECENEKLER : en az iki secenek; "hicbir sey yapma" dahil
ONERI      : hangisi ve neden
ETKILENEN  : hangi servis, hangi ekip, hangi acik is
KARAR      : son tarihten sonra sahibi yazar. Tarih + saat.

# Kural: yorum yapmayan "itirazim yok" demis sayilir.
# Kural: 3 turda kapanmazsa 30 dk toplanti; karar ayni gun
#        bu dokumanin KARAR satirina yazilir.

Üç şey bu dokümanı işe yarar kılıyor:

  • Son tarih. Son tarihsiz doküman bir tartışma başlatır, bir karar değil. Tarih yazılınca sessizlik de bir cevap olur.
  • Tek sahip. Herkes yorum yapar, bir kişi karar verir. “Ekip olarak karar verdik” cümlesi çoğu zaman “kimse karar vermedi” demek.
  • “Hiçbir şey yapma” seçeneği. Bunu listeye koyunca dokümanların beşte biri kendiliğinden kapandı.

Her konu doküman istemez. Geri dönülebilir, tek kişiyi etkileyen işler için ticket yorumu yeter. Ölçüt basit: bu kararı bilmeyen biri yarın yanlış kod yazabilir mi? Evetse doküman.

Kararın gideceği tek yer

Doküman yazmak yetmedi. İlk üç hafta dokümanlar yazıldı ama dağınık yerlerde kaldı: biri wiki’de, biri ticket’ta, biri paylaşılan bir klasörde. Uzaktaki mühendis bu kez kararı PR’da değil, arama kutusunda kaybetti.

Çözüm sıkıcıydı: bir karar kanalı. Kanala yalnızca iki tür mesaj yazılıyor: “yorum açık, son tarih şu” ve “karar verildi”. Her mesaj tek satır ve dokümanın bağlantısı. Tartışma kanalda değil, dokümanda. Böylece iki hafta izinden dönen biri kanalı on dakikada okuyup neyin değiştiğini öğrenebiliyor.

Bu kanalın en beklenmedik faydası yeni başlayanlarda oldu. Ekibe katılan bir mühendis ilk haftasında kanalı baştan sona okudu ve bana şunu söyledi: “Neyin neden böyle olduğunu ilk kez birine sormadan öğrendim.” Ofiste olan eski çalışanlar bunu yıllardır koridorda öğreniyordu. Yenisi için koridor yoktu.

Kararın gideceği bir yer yoksa, karar kimin kulağına gittiyse orada kalır.

Toplantı istisnadır, bitişi yazıdır

Toplantıyı yasaklamadık. Sırasını değiştirdik. Eskiden önce toplanıyor, sonra (bazen) yazıyorduk. Şimdi önce yazıyoruz; yazıda üç turda kapanmayan konu toplantıya gidiyor.

Şimdi
  1. Doküman açılır, son tarih konur
  2. Yorumlar yazıyla gelir, saat dilimi fark etmez
  3. Kapanmazsa 30 dakikalık toplantı
  4. Karar aynı gün dokümana, bağlantısı kanala

Toplantıya girenler zaten konuyu okumuş oluyor.

Eskiden
  1. “Şunu bir konuşalım” daveti
  2. Takvime uyan dört kişi katılır
  3. Karar sözlü alınır
  4. Katılmayanlar PR’da öğrenir

Toplantının ilk 15 dakikası bağlamı anlatmakla geçiyordu.

Toplantıdan sonra aynı gün yazma kuralını ilk ay en çok ben çiğnedim. Akşam yazarım dedim, yazmadım. Ertesi sabah o toplantıya katılan iki kişi aynı kararı iki farklı şekilde hatırlıyordu. O günden sonra toplantının son beş dakikası kararın metnini birlikte yazmaya ayrılıyor. Metin çıkmadıysa karar da çıkmamıştır.

Bu, retrospective yazısında anlattığım aksiyon takibinin küçük bir hâli aslında: sözlü söz yok, yazılı ve sahipli satır var.

Saat dilimi ve cevap beklentisi

Berlin’deki mühendisle aramızda kışın iki saat fark var. Az gibi görünüyor. Ama ofiste 17:30’da biten bir tartışma, onun için 15:30’da, gün ortasında bitiyor; ertesi sabah 09:00’da işe başladığında İstanbul’da saat 11:00 ve konu çoktan kapanmış oluyor.

İki şey yazıya döktük. Birincisi çekirdek saat: İstanbul saatiyle 11:00–15:00. Bu dört saatte herkes ulaşılabilir; toplantı gerekiyorsa bu aralığa konuyor. İkincisi cevap beklentisi:

KanalBeklenen cevap süresiNe için
Telefon / nöbetDakikalarCanlıda bir şey yanıyorsa. Başka hiçbir şey için değil.
Ekip kanalı4 iş saatiSoru, engel, küçük koordinasyon
Karar dokümanı48 saat (son tarih)Davranış değiştiren her şey
Özel mesajBeklenti yokKişisel konular; karar buradan çıkmaz

Bu tabloyu yazmadan önce iki uç vardı. Bir grup her mesaja anında cevap veriyor, gün boyu bölünüyordu. Öteki grup mesajları akşam topluca okuyordu ve “umursamıyor” diye etiketleniyordu. İkisi de haklıydı, çünkü beklenti hiç söylenmemişti. Yazılmayan beklenti, herkesin kendi korkusuna göre okunuyor.

Günlük senkronizasyonu ayrıca konuşmadım; saat dilimine yayılmış ekip için asenkron daily ve engel cevap süresi ölçüsü o yazıda. Burada mesele günlük durum değil, karar.

Ne değişti

Sekiz hafta sonra aynı sayımı tekrarladım.

Önce (çeyrek)Sonra (8 hafta)
Yazılı izi olan karar9 / 2321 / 24
Uzaktakilerin öğrenme gecikmesi~2,5 günaynı gün
Kişi başı haftalık toplantı7,5 saat4 saat
Karar yüzünden geri alınan PR41
Kararın ortalama süresi~1 gün~2,5 gün

Son satır bedel. Kararlar yavaşladı; 48 saatlik pencere bunu kaçınılmaz yapıyor. İlk ay ofistekilerden ikisi “eskiden on dakikada biterdi” diye itiraz etti. Haklıydılar: on dakikada bitiyordu, sonra dört gün boyunca başka birinin işini bozuyordu. Yavaş karar ile yanlış varsayım arasında seçim yaptık.

Üç karar hâlâ yazısız kaldı. Üçü de ofiste, akşamüstü alınmıştı. Kural var; alışkanlık daha güçlü.

Ne izlemeli?

NeNeden
“Bunu konuşmuştuk” cümlesinin PR yorumlarında geçme sayısıHer biri yazıya düşmemiş bir karar
Yazılı izi olan kararların oranıÇeyrekte bir sayılır; %90’ın altı alışkanlığın geri döndüğü demek
Uzaktakilerin kararı öğrenme gecikmesiOfis ile ev arasındaki gerçek mesafe bu
Son tarihi geçmiş, KARAR satırı boş dokümanDoküman açıldı ama kimse karar vermedi
Kişi başı toplantı saatiYeniden artıyorsa tartışmalar yazıdan kaçıyor

Bende işe yaramayanlar

  • Kamera açık zorunluluğu. Toplantıları eşitledi ama karar toplantıda alınmıyordu. Üstelik iki kişi kamerayı açmak için evde yer değiştirmek zorunda kaldı. Üçüncü hafta serbest bıraktık.
  • Toplantı kaydı. “Katılamayan kayıttan izler” dedik. Üç ayda 40 küsur kayıt, toplam 4 izlenme. Kimse 50 dakikalık bir videodan tek bir kararı çıkarmaya uğraşmıyor.
  • Uzun karar dokümanları. İlk dokümanlar altı sayfaydı. Yorum gelmedi, çünkü okunmadı. Tek sayfa sınırı koyunca yorum sayısı arttı.
  • “Herkes ofiste” günü. Önemli kararları haftanın ortak ofis gününe bırakmayı denedim. Berlin’deki için bu imkânsızdı; sorunu çözmedi, yalnızca kimin dışarıda kaldığını sabitledi.

Kontrol listesi

Ekibin yazıyla mı çalışıyor?
  • Son haftaki kararların her biri bir dokümanda ya da ticket’ta yazılı mı?
  • Her karar dokümanının son tarihi ve tek bir sahibi var mı?
  • Toplantıdan çıkan karar aynı gün yazıya döküldü mü?
  • Hangi kanalın kaç saatte cevap beklediği yazılı mı?
  • Çekirdek saat, en uzak saat dilimindeki kişinin iş gününe denk geliyor mu?
  • Toplantıda sessiz olan kişinin yazıda ne dediğine baktım mı?
  • Son ayda “bunu konuşmuştuk” diye geri alınan kaç PR oldu?
  • Ben, kahve makinesinin önünde aldığım son kararı yazdım mı?

Sonuç

O Salı alınan karar doğruydu. Yanlış olan, onu yalnızca üç kişinin bilmesiydi. Ankara’daki mühendisin 14 saati bir iletişim hatasına değil, bir sistem eksiğine gitti: kararın gideceği bir yer yoktu.

Kamerayla başladım, çünkü sorunu “birbirimizi görmüyoruz” sandım. Sorun birbirimizi okuyamamaktı. Uzaktan ekip, ofisin ekrana taşınmış hâli değil; kararların odadan bağımsız yaşadığı bir ekip.

Test şu: bu hafta alınan bir kararı, o an orada olmayan biri sana sormadan bulabilir mi? Bulamıyorsa ekibin uzaktan değil, sadece dağınık.