Ana sayfa → Ekip Yönetimi
İşten Çıkarmak: Sürpriz Değil, Son Adım
Salı, 16:30. Odada üç kişi: İK’dan biri, ben ve o. Kararı söyledim. İlk cümlesi “Bunu ilk kez duyuyorum” oldu. Haklıydı. Dokuz ay boyunca aynı şeyi ima etmiş, bir kez bile yazmamıştım.
- İşten çıkarmada sürpriz, yöneticinin hatasıdır. Kişi kararı ilk kez son konuşmada duyuyorsa önceki aylar boşa geçmiştir.
- Yazılı beklenti, somut süre, ara kontrol. Altı hafta, ölçülebilir üç madde, iki haftada bir yazılı not.
- Plan geçilebilir olmalı. Kararı içinde vermişsen plan yapma; tiyatroyu herkes fark ediyor.
- Son konuşma kısa ve tartışmaya kapalı. İlk cümle karar. On beş dakikayı geçiyorsa yeniden pazarlık yapıyorsun.
- Ekibe aynı gün, az ve doğru. Kim gitti, işi kime geçti, soru nereye sorulur. Performans detayı yok.
- Erişim ve bilgi devri son güne kalmaz. Tek kişinin bildiği parola, ayrılık gününün sorunu değil, önceki ayların.
Sahadan: “Bunu ilk kez duyuyorum”
Raporlama ekibinde orta seviyede bir backend mühendisiydi. Son altı ayda üstlendiği 11 işin 7’si sprint içinde bitmemişti. İki kez canlıda hata çıkmıştı; birinde gün sonu işlem raporu düzenleyici kuruma 40 dakika geç gitti.
Bunların hepsini bire birlerde konuşmuştum. Ya da öyle sanıyordum. Söylediğim cümleler şunlardı: “Biraz hızlanmamız lazım.” “Şu rapor işine bir daha bakalım.” “Sprint sonunu biraz daha sıkı tutalım.” Hiçbirinde “bu devam ederse burada çalışamazsın” yoktu. Hiçbiri yazılı değildi.
Karar, ikinci canlı hatasından sonraki hafta içimde oluştu. Son konuşma 40 dakika sürdü. Otuz dakikasını kararı savunarak geçirdim, çünkü karşımdaki insan her cümlede haklı olarak “ne zaman söyledin?” diye soruyordu. Elimde bir tarih yoktu.
Sürpriz neden senin hatan
İma ettiğin şey, karşı taraf için söylenmemiş şeydir. “Biraz hızlanmamız lazım” cümlesini her ekipte her hafta biri duyuyor. O cümleden “işim tehlikede” sonucunu çıkaran kimse yok. Çıkarmaması da doğru.
Geri bildirimin nasıl verileceğini ayrı bir yazıda anlatmıştım: olay, etki, beklenti. O yazıda bir kural vardı: aynı şeyi üçüncü kez söylüyorsan artık geri bildirim aşamasından çıkmışsındır. Bu yazı oradan başlıyor. Performansın nasıl ölçüleceği de başka bir konu; burada ölçümün bittiğini, sorunun belli olduğunu varsayıyorum.
Asıl kaçırdığım şuydu: yumuşak cümleler karşımdakini korumuyordu, beni koruyordu. Dokuz ay boyunca kendi rahatsızlığımı erteledim. Faturası ona, son konuşmada, tek seferde kesildi.
Yazılı beklenti, somut süre, ara kontrol
İkinci kez aynı noktaya geldiğimde sırayı değiştirdim. Üçüncü konuşmadan sonra bir sayfa yazdım ve ikimiz de okuduk. İçinde dört şey vardı: neden, beklenti, destek, tarih.
GELISIM PLANI - 6 hafta, 2 haftada bir kontrol
------------------------------------------------------------
Neden : Son 6 ayda ustlenilen 11 isin 7'si sprint icinde
bitmedi. 2 canli hatasi.
Beklenti 1 : Ustlenilen is sprint icinde biter ya da en gec
sprint ortasinda "bitmeyecek" diye haber verilir.
Beklenti 2 : Canliya cikan her PR'da test ve geri alma adimi var.
Beklenti 3 : Her Cuma isin durumu 3 satirla yazilir.
Destek : Haftada 1 saat kidemli bir muhendisle eslesme.
Kontrol : 2. hafta, 4. hafta, 6. hafta. Her kontrolun
sonucu yazili, iki taraf da okur.
Sonuc : 6. haftada her madde "karsilandi" ya da
"karsilanmadi". Karsilanmadiysa is iliskisi biter.
Bu satir planda ACIKCA yazar.
Son satır en zor yazılan satır. Ama o satır yoksa plan bir gelişim önerisi gibi okunuyor ve kişi ciddiyetini ancak altıncı haftada anlıyor. Yani sürprizi sadece ertelemiş oluyorsun.
Neden altı hafta
İki sprintten kısa bir süre, gürültüyü ölçer; bir sprintte kötü şans olur. Üç aydan uzun bir süre ise iki tarafı da yorar ve ekip durumu fark eder. Bizim iki haftalık sprintimizde altı hafta, üç tam sprint ediyor. Az değil, çok da değil.
Ara kontroller tarih verir
Ara kontrolün asıl işi bir tarih üretmek. Altıncı haftada “bu karara nasıl geldik?” sorusu geldiğinde cevabın bir izlenim değil, bir kronoloji olması gerekiyor. İkinci seferdeki kronoloji şuydu:
| Ne zaman | Ne oldu | Yazılı mı |
|---|---|---|
| 1. konuşma | Olay, etki, beklenti; bire birde | Aynı gün kısa e-posta |
| 3. konuşma | “Bu sefer farklı bir konuşma”; plan kararı | Evet |
| Plan, 0. hafta | Üç beklenti, altı hafta, son satır açık | Evet, iki taraf okudu |
| 2. hafta | 3 beklentiden 2’si karşılandı | Evet |
| 4. hafta | 1’i karşılandı; “iki hafta kaldı” açıkça söylendi | Evet |
| 6. hafta | 1’i karşılandı; karar | Evet |
| Son konuşma | 12 dakika | Evet, İK kaydı |
Kendime koyduğum test şu: kronolojiyi tek sayfaya yazamıyorsam, karara hazır değilim. O durumda yapılacak şey son konuşma değil, bir sonraki ara kontrol.
Plan geçilebilir olmalı
- Beklentiler seviyeye uygun; kıdemliden beklenen değil
- Destek somut: kim, haftada kaç saat
- Kontrolde iyi giden de yazılır
Benim kurduğum dört plandan ikisi geçildi. Plan işe yarıyorsa bazıları geçer.
- Karar önceden verilmiş, plan “kayıt için”
- Beklentiler kimsenin tutturamayacağı kadar yüksek
- Kontroller yapılmıyor ya da erteleniyor
Kişi bunu ikinci haftada anlar. Ondan sonra dürüst bir kelime konuşulmaz.
Kararı içinde verdiysen dürüst olan yol plan değil, doğrudan konuşmadır. İK ve hukukla ne yapılabileceğini önceden konuş. Ama olmayan bir şans varmış gibi davranma.
Son konuşma: kısa, net, tartışmaya kapalı
İlk seferde 40 dakika konuştum, çünkü elimde tarih yoktu ve kararı konuşma içinde savunmam gerekiyordu. İkinci seferde 12 dakika sürdü. Arada değişen tek şey, konuşmanın bir karar değil, bir bildirim olmasıydı. Karar altıncı haftada, iki tarafın da gördüğü bir sayfada zaten verilmişti.
SON KONUSMA - 10-15 dakika, IK'dan biri odada
------------------------------------------------------------
1. Ilk cumle karar : "Bugun is iliskimizi sonlandiriyoruz."
2. Tek cumle neden : "Plandaki 3 beklentiden 2'si karsilanmadi.
Bunu 2. ve 4. haftada da konustuk."
3. Sonra ne olacak : son gun, odemeler, erisimler, referans.
4. Sus ve dinle : kararin tartismasini acma, yeniden savunma.
5. Bitir : "Bugun sorun olursa IK'ya, yarin bana da
yazabilirsin."
YAPMA: ilk 5 dakikayi hava durumuyla gecirmek.
YAPMA: "benim de elimde degildi" demek (senin kararin).
YAPMA: planin maddelerini yeniden tek tek tartismak.
Kararı ilk cümlede söylemek sert görünüyor. Ama karşındaki insan odaya girdiği an neden orada olduğunu biliyor; İK’dan birini görmek yeterli. Her ekstra dakika onun için bekleme, senin için rahatlama. Dinlemek başka, pazarlık başka: kişi söylemek istediğini söyler, sen karşılık olarak kararı yeniden açmazsın.
“Bu karara nasıl geldik?”
Bu soru her seferinde geliyor. İlk seferde cevabım bir izlenimdi: “Son aylarda işler istediğimiz gibi gitmedi.” Karşımdaki insan bu cümleyle haklı olarak tartışmaya girdi, çünkü izlenime itiraz edilebilir. İkinci seferde cevabım kronolojiydi: “Üçüncü konuşmada planı kurduk. İkinci haftada iki madde tutuyordu, dördüncü haftada bir. Dördüncü haftada iki hafta kaldığını konuştuk.” Tarihe itiraz edilmiyor. Kişi yine üzgündü, ama tartışacak bir şey kalmamıştı.
Burada bir tuzak var: kronolojiyi okurken yeniden savunmaya geçmek. Tek sefer söyle, sonra sus. Kişi “ama o hafta şu oldu” diyorsa dinle; o konuşmanın yeri dördüncü hafta kontrolüydü, bugün değil.
Kalan ekibe ne, ne kadar
İlk seferde iki gün hiçbir şey söylemedim. “Kişiye saygı” diye düşünmüştüm. O iki günde boşluğu söylenti doldurdu: reorg mu vardı, küçülme mi, sırada kim vardı? Sonraki hafta üç kişi bire birde, farklı kelimelerle, aynı şeyi sordu: “Ben iyi gidiyor muyum?”
İkinci seferde aynı gün, 17:30’da, beş dakika konuştum.
| Söylenir | Söylenmez |
|---|---|
| Bugün itibarıyla ekipten ayrıldığı | Performans planı, maddeler, rakamlar |
| İşlerinin kime geçtiği, hangi tarihte | Son konuşmada ne söylendiği |
| Bir küçülme olmadığı, başka ayrılık planlanmadığı (doğruysa) | “Aslında ben de istemezdim” türü kendini aklama |
| Sorusu olanın bire birde ya da kapım açıkken sorabileceği | Ayrılan kişi hakkında herhangi bir değerlendirme |
Sol sütun ekibin güvenliği için, sağ sütun ayrılan kişinin onuru için. İkisi çelişmiyor. Ekibin asıl sorusu “neden gitti” değil, “bana da olur mu, olursa haberim olur mu”. Buna verilecek en iyi cevap, ekipteki herkesin kendi bire birlerinde zaten net bir tablo duyuyor olması. Bunun nasıl kurulacağı bire bir yazısında. Psikolojik güvenliği bir ayrılık kadar hızlı sarsan az şey var.
Erişim ve işin devri
İlk seferde iki hata yaptım. VPN ve canlı veritabanının okuma kopyasına erişimi altı gün açık kaldı; kimse kapatma listesinin sahibi değildi. İkincisi daha pahalıydı: raporu kurum portalına yükleyen gece işinin sertifikası onun kişisel hesabına bağlıydı. Yeni sertifikayı almak iki iş günü sürdü, o iki gün raporu portala elle yükledik.
- Erişim, konuşma biterken kapanır. Önce değil: kişi ekranda oturumunun düştüğünü görüp kararı öyle öğrenmemeli. Sonra da değil: altı gün gibi.
- Liste önceden hazır. IdP, VPN, bulut hesapları, üçüncü taraf paneller, paylaşılan parolalar. Konuşmadan sonraki bir saat içinde hepsi kapanır, paylaşılan parolalar döner.
- Bilgi devri son güne kalmaz. Tek kişinin bildiği bir şey varsa bu, ayrılık gününün değil, önceki ayların sorunu. Plandaki eşleşme saatleri bu bilgiyi zaten yaymaya başlıyor.
- Ayrılan kişiden son gün doküman istenmez. Az önce işten çıkardığın birinden devir notu beklemek hem gerçekçi değil hem saygısız.
Erişim kapatmanın neden “ortalama” değil “en uzun süre” ile ölçülmesi gerektiğini güvenlik denetimi yazısında anlatmıştım. Bir ayrılıkta açık kalan tek hesap, bütün süreci anlamsız kılıyor.
İnsana saygı
Kararın doğru olması, kişinin kötü biri olduğu anlamına gelmiyor. Çoğu zaman yanlış işte, yanlış ekipte ya da yanlış zamanda olan iyi bir insan. Birkaç kural:
- Masasını toplarken ekibin önünden geçirmiyoruz. Eşyaları için ertesi sabah erken saat ya da kargo seçeneği.
- Veda mesajını kendisi yazmak isterse yazar. Ekip kanalına, kendi cümleleriyle.
- Referans dürüst olur. Neyi iyi yaptığını yazarım. İkinci seferdeki kişinin test disiplini gerçekten iyiydi; bunu yazdım.
- “Bir sonraki işin” konuşması teklif edilir. Zorla değil. İkinci seferde iki hafta sonra bir kahve içtik; nerede daha iyi olacağını konuştuk.
Ne izlemeli?
| Ne | Neden |
|---|---|
| Son konuşmada “ilk kez duyuyorum” cümlesi | Sıfır olmalı; duyuluyorsa yazılı beklenti yoktu |
| Üçüncü konuşmadan plana geçen süre | Hafta olmalı, ay değil. Aylar, ima dönemidir |
| Planı geçen kişi oranı | Sıfırsa planlar tiyatrodur ya da çok geç kuruluyordur |
| Son konuşmanın süresi | 15 dakikayı geçiyorsa karar hâlâ tartışılıyor |
| Ayrılıştan erişim kapatmaya en uzun süre | Saat cinsinden; ortalama değil, en kötü vaka |
| Sonraki iki haftada “ben iyi gidiyor muyum?” sorusu | Artıyorsa ekibe yeterince ya da zamanında anlatılmadı |
Bende işe yaramayanlar
- İma etmek. Dokuz ay boyunca “biraz hızlanalım” dedim. Karşı taraf bunu bir uyarı değil, bir sohbet cümlesi olarak duydu. Duyması da normaldi.
- Karar verdikten sonra plan yapmak. Bir kez kararı içimde vermişken dört haftalık plan yazdım. İkinci hafta kontrolünde “Bu zaten bitti, değil mi?” dedi. Haklıydı. Kalan iki hafta ikimiz için de boşa geçti.
- Son konuşmayı yumuşatmak. İlk beş dakika “nasılsın, hafta nasıl geçti”. Karşımdaki insan neden orada olduğunu biliyordu; o beş dakika yalnızca bekleme süresini uzattı.
- Ekibe sessiz kalmak. Saygı sandım. İki günlük sessizlik, üç kişinin kendi işinden şüphe etmesine yol açtı.
Kontrol listesi
- Beklenti yazılı mı ve kişi onu okudu mu?
- Planda “karşılanmazsa iş ilişkisi biter” satırı açıkça var mı?
- Ara kontrollerin her biri tarihli ve yazılı mı?
- Kronolojiyi tek sayfaya yazabiliyor muyum?
- Plan geçilebilir miydi, yoksa kararı önceden mi vermiştim?
- İK ve hukukla son gün, ödemeler ve referans konuşuldu mu?
- Erişim listesi hazır mı, kapatmayı kim, hangi saatte yapacak?
- Tek kişinin bildiği parola, iş ya da bilgi kaldı mı?
- Ekibe aynı gün ne söyleyeceğim, neyi söylemeyeceğim belli mi?
Sonuç
O Salı günü odadaki üç kişiden en az hazırlıklı olan bendim. Karar belki doğruydu. Ama dokuz ay boyunca yazmadığım her cümle, son 40 dakikada tek tek önüme geldi.
İkinci seferde karar yine ağırdı; kolaylaşan bir şey olmadı. Değişen şey, karşımdaki insanın odaya girerken ne duyacağını bilmesiydi. Konuşmanın sonunda “Evet, bunu biliyordum” dedi. Bir işten çıkarma konuşmasından duyabileceğin en iyi cümle bu.
Test şu: ekibinde düşük performans gösteren biri varsa, işinin tehlikede olduğunu bugün biliyor mu? Bilmiyorsa, o sürprizi ona sen hazırlıyorsun.